bunamış

adj. doddered
* * *
1. anile 2. senile

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • bunak — sf., ğı Bunamış olan (kimse), matuh Kendini isteyenler hep cılız, sıska, ihtiyar, bunak adamlardı. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cebretmek — i, e, der, esk., Ar. cebr + T. etmek Zorlamak Sizi de inanmaya cebretmek isteyen bunamış bir inat ve ısrar ile söylüyor. A. Ş. Hisar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • matuh — sf., esk., Ar. maˁtūh Bunamış, bunak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • siftinmek — nsz, hlk. 1) Oyalanmak, vakit geçirmek Bunamış işte. Kadın gördü mü dayanamıyor, siftiniyor. Bir halt edeceğinden mi? M. Ş. Esendal 2) Bir yere sürtünerek kaşınmak Mahallede duvar kenarlarında siftinip pinekleyen uyuz, kör, topal köpeklerden… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fertût — (F.) [ تﻮﺕﺮﻓ ] bunamış ihtiyar …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • matûh — (A.) [ ﻩﻮﺘﻌﻡ ] bunak, bunamış …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • matûhe — (A.) [ ﻪهﻮﺘﻌﻡ ] bunak, bunamış (bayan) …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • EFNAD — (Fened. C.) Bunaklar, yaşlarının ilerlemesinden bunamış olanlar …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • MA'TUH(E) — (Ateh. den) Bunamış, bunak. * Sakat, kötürüm. Amelmânde …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.